Ana Sayfa Haberler Hakan Şükür: Erdoğan, yargı kararı olmadan beni ‘hain ve terörist’ ilan etti

Hakan Şükür: Erdoğan, yargı kararı olmadan beni ‘hain ve terörist’ ilan etti

87
0

Babala TV isimli Youtube kanalı üzerinden program yapan Oğuzhan Uğur’un programına davet ettiği ancak Ergenekon sanığı babası Hasan Atilla Uğur’un ‘sempati kazandırırsın’ telkiniyle davet mesajını silmesi üzerine Hakan Şükür kendisini Flu TV’ye davet eden İlker Canikligil ve Mustafa Seven’in sorularını cevapladı.

Başta AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP rejim unsurları tarafından ‘hainlik ve teröristlikle’ yaftalanan eski AKP milletvekili ve milli futbolcu Hakan Şükür, ABD’ye neden gittiğini, 7 yıldır Türkiye’ye neden gelemediğini, hakkında açılan davaları, kanser olan babasının cezaevine girmesini, Galatasaray üyeliğinden kimin baskısıyla atıldığını, cemaatin futbol yapılanması iddialarına açık yüreklilikle cevap verdi.

”AKP’DEN AYRILMAK HAİNLİK GEREKÇESİ OLAMAZ”

16 Aralık 2013 tarihinde AKP’den istifa ettiği için AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘hain’ ilan edildiğini ve hakkında ciddi bir fanatizm oluştuğunu belirten Hakan Şükür, çocuklarının eğitimi için ABD ve İsviçre’de okulları incelediklerini ve 2014 yılında ABD’ye taşındıklarını söyledi. 2014 yılından İstanbul 3. Bölgeden bağımsız milletvekili olarak seçime girdiğini ancak kazanamadığını söyleyen Hakan Şükür, ‘‘2014’de milletvekili seçilseydim yine de çocuklarımı gönderecektim. AKP’den ayrılmak hainlik gerekçesi olamaz. Benim AKP’den ayrılmış olmanın hazmedilmemesi sonucu Erdoğan açıklamaları sonucu ciddi bir fanatizm doğurdu.’’ dedi.

”SERVETİME EL KOYABİLMEK İÇİN BABAMI HAPSE ATTILAR”

15 Şubat 2015 tarihinde attığı bir tweet nedeniyle Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle bir hakaret davası açıldığını ve onun dışında açılan bir dava olmadığına dikkat çeken Hakan Şükür, alın teriyle kazandığını mal varlığına el koyabilmek için babasının hapse atıldığını söyleyerek, ‘‘Ortaya söylediğim şeyi Cumhurbaşkanı üzerine alınmış, hakaret davası değil üzerine alma davasıdır. Bu davayı o günlerde muhalefet partileri canlı yayında verdiler. Benim bir davam yok hakkımda bir soruşturma yok. Öyle bir şey olsaydı yaşadığım ülkeye iletirlerdi. Mahkemem yok, hakkımda verilmiş bir karar yok. Bütün servetime el koyabilmek için canımdan çok sevdiğim babamı hapse attılar mallarıma el koydular.’’ dedi.

”TÜRKİYE’YE DÖN BİZİM DEDİĞİMİZ İKİ KELİMEYİ SÖYLE BABANI SERBEST BIRAKALIM’ DEDİLER”

Babasının cezaevine atılmasının ardından futbol ve siyaset dünyasından arkadaşlarını aracı olarak kullanan AKP rejiminin Türkiye’ye dönmesi ve onların söylediği iki kelimeyi kamuoyunda zikretmesi halinde babasının serbest bırakılacağını sözünü verdiklerini söyleyen Hakan Şükür şunları söyledi:

‘‘Babamı hapse attıktan sonra benim futbol ve siyaset dünyasından arkadaşlarımı araya koyarak ‘Türkiye’ye gel bizim dediğimiz iki kelimeyi söyle babanı serbest bırakalım’ dediler. Bu bile benim suçsuz olduğumu gösterir. Ama ben bu kadar karaktersiz olamam, ben yargı mensubu değilim, geçmişin bütün yükünü ben taşıyamam veya suçlu olduklarını iddia ettikleri kişilerin de yükünü taşıyamam, kimsede benim yükümü taşımasın. Bu bir firarilik değil, bugün bunları konuşabilmem için dışarıdayım, dezenformasyon yasasını çıkarıyorlar ama en büyük dezenformasyonu yapıyorlar.’’

”MAHKEME KARARI OLMADAN MAL VARLIĞIMA EL KOYDULAR”

Flu TV’ye davet eden İlker Canikligil’in ‘hakkınızda dava yoksa, soruşturma yoksa firari değilseniz mallarınıza nasıl el koydular biz anlayamadık’ şeklinde sorusuna Hakan Şükür, ‘‘Biz de anlayamadık. Mülkiyet hakkı ve savunma hakkı kutsaldır. Bütün bunlar uluslararası normlarla belirlenmiş kurallardır. Yani kazandığınız mülkün hem kamu nezdinde hem yakın akrabalarınızın hem de yakın aileniz nezdinde sadece size ait olmadığı gerçeği vardır. Eşimle ilgili hiçbir şey banka hesapları bloke edildi, babası çok uzun bir süre nezarethanede kaldı sadece Dijitürk üyeliğini iptal ettiği için.’’ diye cevap verdi.

”BEN KENDİMİN DARBEYİ ÖNCEDEN BİLDİĞİNİ BİLMİYORUM AMA DOĞU PERİNÇEK BİLİYORMUŞ”

‘‘15 Temmuz darbe girişimi siz darbeyi önceden biliyor muydunuz?’ şeklindeki soruya Hakan Şükür, ‘‘Ben kendimin darbeyi önceden bildiğini bilmiyorum ama kendilerinin önceden bildiği yönde birçok emare var. Kendi söylemeleri var insanlar açıp internetten bakabilirler. Mesela Selahattin Demirtaş’ın hapse atılmasını neden olan konuşması bunun bir ölçüsü olabilir mi? Bir genel başkan ve milletvekili Meclis koridorlarında ne konuşulduğunu çok iyi bilir. Ulusalcı kanat dediğiniz Doğu Perinçek’in darbeyi çok önceden bildiği yönünde beyanatları var. Eğer ben darbeyi çok önceden bilsem bugün böyle bir tabloda karşınızda olur muydum? Olayları bir tarafa yıkmak için aynı beni siyasette kullandığı gibi böyle bir olayı Türkiye’de rejimi değiştirecek çapta böyle bir olayı benim gibi sembol isimlerin üzerinden anlatıyor olabilirler.’’ dedi.

”CEMAATE FORM DOLDURULARAK GİRİLMİYOR”

‘Fethullah Gülen Hareketi’ne nasıl girdiniz ve bu nasıl oldu’ şeklindeki soruya Hakan Şükür şöyle cevap verdi:

‘‘Böyle bir harekete girilmek, form doldurmak gibi bir şey yok. İnsanların yazdıkları konuştukları vardır, onlardan size uygun olanlar vardır olmayanlar vardır. Her şeyi kabul etmezsiniz. Ama dün öyleydim bugün öyleydim diyecek bir insan hiçbir zaman olmadım.

”SEDAT PEKER’İ DE TANIYORUM AMA ONUN YAPTIKLARININ BENİMLE NE İLGİSİ VAR”

90’lı yılların ortalarından tanıştım. Tanıştığımda Fethullah Gülen ismini duymamıştım bile. Ahmet Kara’yı tanıyorum. Zaman zaman organizasyonlara gittiğim için bu organizasyonları düzenleyenlerle tanışıyorsunuz. Bu kişilerle tanışmak talebi benden olmaz ki ben şöhreti olan bir kişiyim onlar beni kullanmak için tanışmaya gelirler. Ben Sedat Peker ile tanışıyorum mesela, Peker ile dostluğum var. Ama bu onun yaptıkları içinde olup olmamakla ne alakası var.

Benim tanıştığım insanların hepsi bana gelir. Şöhret bir insanın biriyle tanışma isteği ondan daha şöhret bir insanla olabilir. Benim arkadaşımdı mesela Tarkan. Mesela Sezen Aksu. Kamuoyunun gözü önünde olan birçok insanla bugün ‘terörist’ denen veya farklı bir konumda olan birçok insanla da fotoğrafımın çıktığında onun suçu ortaya çıkarsa ben ne yapabilirim ki. ‘Amerika’da ne işin var’ diyen benimle aynı kategoride olan arkadaşlarım bugün Erdoğan’ın yanında oldukları için ceza almadan yollarını yürüyebiliyorlar.’’

”YARGI KARARI OLMADAN ERDOĞAN BENİ ‘TERÖRİST’ İLAN ETTİ”

Yargı kararı olmadan AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından cemaatin terör örgütü ilan edildiğine işaret eden Hakan Şükür, ‘‘Bazı şeyler sizin elinizde olmaz. Perde arkasını göremezsiniz. Eğer dedikleriniz doğruysa şu an bir ön kabulle konuşuyoruz. ‘Bu hareket bir terör örgütü’ diyorlar. Bana ‘hain ve terörist’ diyorlar. Acaba bu doğru mu? Bir kere bunu tespit edelim. Kim söylüyor bunu? Bir yargı kararı mı söylüyor? Bir mahkeme mi var? Yok. Üst perdeden bir adam çıkıyor bunu söylüyor geniş kitleler de bunu satın alıyor ve sosyal medyadan bunu dile getiriyor. Ben de diyorum ki benimle böyle bir suçlama yok. Ben dosyamı göremiyorum dosyamda bir gizlilik kararı var. Sempati duyulmanın suç olduğu bir ülkede yaşanamaz zaten.’’ İfadelerini kullandı.

”GALATASARAY ÜYELİĞİNDEN ERDOĞAN’IN TALİMATIYLA ATILDIM”

Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Galatasaray Futbol Kulübü üyeliğinden atıldığına dikkat çeken Şükür, ‘‘Galatasaray Genel Kurul Üyeleri bu ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü ile beni üyelik attı mı? Evet attılar. Aidatları ödemediğim için attıklarını söylüyorlar. 7 senedir otomatik ödeme talimatı bulunan tüm hesaplarım blokeli olan ve ödeme yapma şansı olmayan, ödemek isteseniz de korkudan paranızı alamayan, telefonlara çıkamayan, telefonlara çıkıp da ‘bu parayı alamam’ diyenlerin oldu. Galatasaray üyeliği benim doğuştan kazandığım bir şey değil ki. Oraya hizmet ettim, herkes gibi bu hakkımız vardı birçok kişi gibi üye olduk. Dursun Özbek ‘aidat için attık’ dedi, diğer taraftan tekrar Erdoğan’dan bir hatırlatma geldi. ‘Gidin Çağlayan’a bakın dosyasına hainlikten ve teröristlikten atacaksınız’ dedi ve ben Galatasaray kulübünde atıldım. Bunlar delilli kayıtlı. Ben bunları ileri günlerde yıllar da dava etmek üzere hazırlık yapıyorum. Bir yönlendirme var. Ama biz neyi konuşuyoruz, halkın iradesine, genel kurulun iradesine, kurum ve tüzel kişilikler niye oluşuyor. İnsanlar el kaldırdı, aidatını ödemeyen bir tek mi vardım Galatasaray’da.’’

”EĞER İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ SORU ÇALINDIĞINI BİLSEM BEN CEMAATE SEMPATİ DUYAR MIYDIM?”

Cemaatin soru çalarak kamu kurumlarına sempatizanlarını yerleştirdiği iftirasıyla ilgili gelen soruya Şükür şöyle cevap verdi:

‘‘Öncelikle ben soru çalmadım, soru çalanları bilmem. Akrabalarımdan herhangi bir benim vasıtamla bir yere girmedi. Ben böyle bir şey bilsem, tanısam, eğer iddia edildiği gibi ise o harekete sempati duymam beklenebilir mi? Bu bana büyük haksızlık olur bence. Kimse bilmediği şeylerden sorumlu tutulamaz. UEFA’dan şike cezası alan Fenerbahçe’nin buna itiraz edemediği müddetçe de bu cezanın tazminat hakkını talep etmediği müddetçe de bu kayıt UEFA’nın listesinde duracak.

”CEMAATİN YA DA FETHULLAH GÜLEN’İN YAPTIĞI VEYA YAPMADIĞI ŞEYLERDEN SORUMLU TUTULAMAM”

Ben bunu yayınlarımda anlatıyorum Fenerbahçeliler bana kızıyor. Ama bu Fenerbahçelilerinin hepsinin şike yaptığını ve bulaştığını mı sunar önümüze yoksa geçici bir dönem bir yeri temsilen ele geçirmiş kendi ihtiras ve çıkarlarıyla günün şartlarında şöyle bir savunma var; ‘şike yapan tek biz miyiz? Şikeyi herkes yaptı’ bu söz ne demektir; böyle bir savunma mekanizmasıyla hukuk düzeni oturmaz. Cemaatin ya da bahsettiğiniz kişinin Fethullah Gülen’in yaptığı veya yapmadığı şeylerden sorumlu tutulamam. Yani böyle yaptığınız sürece, herhangi bir Kürt’e PKK’lı dediğiniz müddetçe, bu işi savunan bir kişiyi DHKP-C’li dediğiniz müddetçe onların devletin bazı kurumları tarafından yönetilmediği ne malum.’’

”MEHMET ALİ ÇELEBİ GİBİ YAPABİLİRDİM AMA ÖYLE BİR KARAKTER OLAMAM”

Fethullah Gülen’e hâlâ sempati besliyor musunuz? sorusuna Şükür şöyle cevap verdi:

‘‘Bu sempati meselesi değil, bazı fikirleriniz örtüşür, fikirlere sempati duyarsınız. Evet ben de böyle düşünüyorum diyebilirsiniz. Ama düşündüğünüz şeylerin dışında sizin bilmediğiniz bazı şeyler yapılmışsa onu kabul edemem. Ama bugünün hukuk sisteminde ‘Türkiye’de hukuk var’ diyebiliyorsanız hiç tartışmamıza gerek yok. Onun için ben kendim üzerimden anlatmak durumundayım. Cemaat üzerinden anlatacaksam bazı şeyleri bu benim uzmanlık alanıma girmez. İçinde kendim gibi gördüğüm insanlar yok mu? Var. Onları savunurum ve ‘kesinlikle o bunu yapmamıştır’ diyebileceğim insanlar var. Bugünün kaos ortamında, tek taraflı konuşma, savunma hakkı verilmediği, verilse de topluma yansımayan herkesi yukarıdan suçlayan bir anlayışın olduğu bir ortamda kendimi anlatmaktan başka bir şey yapamam. Bu kahır, bu eziyet, bu yaşadıklarım, inanç değerlerim olmasa çekilir şeyler değil. Eğer şu anki iktidar ve rejim karşıtı muhalifler kimlerse bunlar, onlara saygım olmasa bugün bana küfür eden o cenahtan Mehmet Ali Çelebi gibi yapabilirim. Ama ben öyle bir karakter olamam, ben öyle yaşayamam.

”SİYASETE GİRMEM HATAYDI AMA BENİ CEMAAT SİYASETE SOKMADI”

Siyasete girmem hata mıydı? Evet hataydı. Ama ben İbrahim Kutluay’la beraber spor bölümüne girip Türkiye’de dünyaya açmak istedik, biz bunları konuştuk. Beni cemaat siyasete sokamaz ben böyle bir şeyi kabul edemem. Benim kimliğim var ben Hakan Şükür’üm. Kullanılabilen sembol ya seçim kazanmak için ya da korkutmak için ben böyle bir adamım. Beni herkes kullanabilir, beni herkes kandırabilir. Ama devleti yönetenleri kandıramaz. Benim yetkim yok ama devletin istihbaratı var, kendi çıkarına uygun hareket ediyorsa onunla devam edeyim, işim bitti şimdi başkasını alayım Mehmet Ali Çelebi tayfasını alayım. Hani o tayfanın suçları vardı.

”BEN CEMAATİ SAVUNMUYORUM, SIKIŞMIŞ BİRİNİN SUÇLAMALARIYLA KİMSEYİ SUÇLAMAYIN”

Ben kendimi anlatıyorum kimseyi savunmuyorum o insanların da savunulmaya ihtiyacı yok. İnanıyorlarsa öbür tarafta bunun karşılığını onların söylemiyle ‘ecriyle’ alırlar. Bu dünyada alırlar mı onu hukuk gösterir zaman gösterir. Uluslararası devletlerin çıkarlarının ne zaman biteceği gösterir. Çünkü sıkışmış birinden herşeyi alırsın o sıkışmış ve büyük suçlara bulaşmış insanların suçlamalarıyla kimseyi suçlamayın. Ben cemaatle ilgili bunları yapıp yapmadıkları hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bilsem bu kahır bu eziyet çekilmez.

“7 YIL ÖNCE TÜRKİYE’DEN GETİRDİĞİM GÖMLEĞİMİ GİYİYORUM HÂL”

Siz zannediyor musunuz ki alın teriyle kazandığım her şeyi bir cemaat için yok sayacağım. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Ben Türkiye’den getirdiğim gömleğimi giyiyorum şu an. Geçmişte param vardı şimdi yok. Hiç önemli değil ben aynı yerdeyim bu kelimesi bir cemaatle aynı yerdeyim anlamında değil ben bir kişiyim yani.

“BEN OĞUZHAN UĞUR GİBİ BABASINA SORUP KARAR VEREN KİŞİ DEĞİLİM”

Ben Oğuzhan Uğur gibi babasına sorup karar verebilen bir kişi değilim ben. Beni böyle lanse ettiler o zaman cemaatten gözüküyorum diye cemaatin başka düşmanları vardı belli ki bugün rejimle olan ortakları o zaman benim üzerimden cemaati kötülemek üzere bunu seçtiler. Ben de o karaktersizleri gördüğüm, tanıdığın bildiğim için ‘bunlar böyle söylüyorsa bir inat sevgisi, inat sempatisi olur ancak bilmiyorum.’’

“BENİM ÖZÜR DİLEMEM NE DEĞİŞTİRECEK”

‘‘Şu an sempatim yok diyorsanız özür dileyerek niye Türkiye’ye gelmiyorsunuz?’’ sorusuna ‘‘Benim özür dilemem değiştirecek.’’ dedi.

“MİKROFON SİZDE BUYURUN O ARKADAŞLARA SORUN”

Milli takımda cemaat yapılanmasının sözcüsü gibi davrandığınız dile getiriliyor bu doğru mu? şeklindeki soruya Şükür, ‘‘Bunu kimlerin dile getirdiğine bakmak lazım. Hangi delillerle bunları söylüyorlar. Bugün bunları söyleyenler hangi ülkenin şartlarında yaşıyorlar bunlara da bakmak lazım. Bir televizyon programına çıkmanın yolu Hakan Şükür’e bir şey söylemenin yolundan geçebilir. Ben bulunduğum takımda diğer futbolculara kendi fikrim dikta ettiysem buyurun mikrofon sizde. Fikrimi dikta edip onun da öyle olmasını sağladıysam ben her şeyimi ona veririm. İnsanlar görmedikleri şeyleri başkasının ihtirasları yüzünden söyledikleri şeyleri kabul ettiği müddetçe biz bir yere varamayız. Ben hatalarım yok demedim ki hiçbir zaman. Ama hatalarımın bu sonucu doğurmasını hiçbir zaman beklemedim. Böylesine antidemokratik bir ülke olabileceğini hiç düşünmedim.

“BEN HAİN OLMADIĞIMI BABAMIM MAHKEMELERİNE GİTTİĞİNİZDE GÖREBİLİRSİNİZ”

Benim vatanıma, milletime hainlik yapmadığımı babamım yargılandığı mahkemelere gittiğinizde görebilirsiniz. Adamın yürüyecek hali yok mahkemeye katılıyor. Oğuzhan Uğur diyor ki; mağduriyet olarak babasını kullanıyor. Babamın niye hapiste olduğunu sormuyor. Çünkü onun görevi o. Belki benim karakterim bozuk, belki arkadaşlarım beni sevmiyor, belki beni kıskanıyor. Bilmiyorum belki birisinin zoruyla söylüyor televizyona çıkıp program alabilmek için.

“HEM ASKERİ VESAYETİN HEM DE SİVİL VESAYET TARAFINDAN SUÇLU İLAN EDİLDİM”

Ben Doğan Grubu’nun Mehmet Ali Birandların döneminde o gazetelerde yazı da yazdım. Spor yorumları yaptım para kazandım oradan. Beni çağırdılar, davet ettiler ben de gittim yazdım. Belki aynı grubun söylenildiği gibi askeri vesayetin elindeydi şimdi de sivil vesayetin eline geçmesi gibi kimlerin sahip olduğu düşünüldüğünde buralarda görev alabilmek, mevcut rejimle hareket etmek zorunda kalan insanların söylemlerini o zaman ki rejim başka bugünkü rejim başka. Şimdi bugün iki rejimin birleştiği ortamda suçlusu veya hatalısı gibi gözükmek bir insan için çok fazla yük değil mi? O zaman da söyleniyordu diyorsunuz? Benim fikirlerimi beğenmeyip aynı takımda oynayan arkadaşlarım yok muydu?. Biz fikirler üzerinden mi oynayacağız o takımları seven taraflar için, o camiaya bir şeyler verebilmek için sosyal sorumluluğumuzu iş disiplinimiz oraya koymak için. Kimse şunu iddia edemez Hakan Şükür bunları bana dayattı, beni sohbete çağırdı. Benim böyle bir grubum hiçbir zaman olmadı. Bunu kimse ispat edemez, hiçbir arkadaşım bunu söyleyemez. Bunu da bu gruplarda olan arkadaşları suçlamak için kesinlikle bunları söylemiyorum.

“PARAYI VEREN PAÇAYI KURTARIYOR”

Zafer Biryol diye Fenerbahçeli bir arkadaş kollarına kelepçe takıldı tutuklandı. Hem de evinde bekledi 18 ay cezaevinde kalmış, çıkmış çocuk. Emre Belezoğlu’nun evine gitti diye orada bir dini sohbete katıldı diye hapiste. Emre Belezoğlu’nun konumundan dolayı yırtarken (kesinlikle bir suç işlememiştir, bu kesinlikle bir suç değildir). Emre Belezoğlu’nun evine giden sohbete katılan benim de tanıdığım 3 futbol ortamlarından tanıdığım ama bu yönlerini hiç bilmediğim 3 arkadaş aynı dosyadan yargılanıyor, Yargıtay’dan karar onandı Zafer Biryol hapse girdi diğer iki kişi hapis yatmadan belki de ‘fetö borsası’ denilen şeyden faydalanarak bilmiyorum bunu söyleniyor. Parayı veren paçayı kurtarıyor bildiklerim de var. Böyle bir hukuk sisteminden bahsediyoruz.’’

‘‘Siz de milletvekili olduğunuz dönemde iktidarın nimetlerinden faydalandınız mesela TRT’de program yaptınız?’’ şeklindeki soru sorulmasına itiraz ettiğini söyleyen Hakan Şükür, ‘‘Kimsenin nimetinden istifade etmediğini alnınım teriyle kazandım, zerre haram bir şey yemedim ne akrabama yedirdim.

“ERDOĞAN İLE BİRLİKTE CANLI YAYINDA PARA TOPLADIK”

Ben hiçbir zaman cemaate para yardımı yapmadım. Valiliğin izinli onaylı hesaplarına televizyon ekranlarından yasal derneklere Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte kendi kişisel ünümüzü kullanarak insanlardan yardım toplandı.’’

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.