Ana Sayfa Gündem 6 ay hapis yatan KHK’lı öğretmen Narin Ulutepe: Mücadele etmezsek haklarımızı alamayacağız

6 ay hapis yatan KHK’lı öğretmen Narin Ulutepe: Mücadele etmezsek haklarımızı alamayacağız

69
0

Ordu KHK Platformu’nun sözcüsü Narin Ulutepe, ihraç edildi, hapse atıldı. Eşi AİHM kararına rağmen hala cezaevinde tutuklu. Haksız yere işinden atıldığını ve toplumdan tecrit edildiğini söyleyen Ulutepe, “Mücadele etmezsek haklarımızı, özgürlüğümüzü geri alamayacağız. KHK platformlarıyla şeffaf bir mücadele gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında ihraç edilen ve 6 ay cezaevinde kalan Ordu KHK Platformu sözcüsü Narin Ulutepe, 6 yıldır yaşadıklarını Ordu Hayat gazetesine anlattı.

11 yıllık öğretmenken ihraç edilen Narin Ulutepe, aynı hukuksuzluğa maruz kalanlara seslenerek “Ve sen KHK’lı arkadaşım artık korkularını bir kenara bırak. Bizim kaybedecek bir canımız kaldı. Mücadele etmezsek haklarımızı, özgürlüğümüzü geri alamayacağız. KHK platformlarıyla görünür, şeffaf bir mücadele gerçekleştiriyoruz. Her yerde söylüyoruz, KHK’lar gidecek biz işimize ve özgürlüğümüze kavuşacağız.” ifadelerini kullandı.

KHK’lı öğretmen Ulutepe, Ordu Hayat gazetesindeki röportajında şunları söyledi:

Süreç sizin için nasıl başladı?

Ağustos 2016’da başladı. Eşim ve ben Trabzon’da çalışıyorduk. İzin günü Ordu’ya fındık toplamaya gelmiştik. Trabzon’dan ev aramamız olduğuna dair bir telefon geldi. Biz de apar topar Trabzon’a geri döndük. Herhalde ayağımızla gidip kaçma şüphesi var diye tutuklanan binlerce insandan biriyiz ama öyle de ilginç bir terör örgütü üyesiyiz.

Ne kadar gözaltında kaldınız?

Eşim yaklaşık 10 gün kadar gözaltında kaldı. Sonra tutuklandı. Yaklaşık 9 ay hakkında iddianame düzenlenmedi. Sonra mahkemeleri başladı. Eşimin tutuklanmasından sonra ben 1,5 yıl kadar görevime devam ettim. 2018 Şubat ayında da ben gözaltına alınıp tutuklandım. O günlerin en acı tarafı 3,5 yaşındaki oğluma bakıcıya bırakıp gitmem oldu. Ailem şehir dışındaydı, onlar gelene kadar oğlumun bakıcısı baktı ona.

Gözaltı sürecinde neler oldu?

Gözaltı sürecinde bize sorulan sorular genellikle ‘Kimi tanıyorsun, kiminle birlikteydin, kiminle sohbet ettin, neden Bank Asya’ya para yatırdın’ şeklindeydi. Herhangi bir suçlamayla karşılaşmadım. Ben 6 ay kadar cezaevinde kaldım. Eşim 5,5 yıldır tutuklu. Eşimin cezası onandı. Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. Mahkeme hak ihlali kararı verdi. Buna rağmen eşim hala cezaevinde.

Bu süreç sizi ekonomik, psikolojik olarak nasıl etkiledi? Toplum nasıl karşıladı? Bunun yansımaları size ve çocuğunuza nasıl oldu?

Eşim de ben de çevremizde parmakla gösterilen ailelerden biriydik. Eşim adliyede memurdu. Bir hakim onu Yunus Emre’ye benzetirdi; ‘Onun gibi senin de her işin doğru’ derdi. Ben çalıştığım okullarda başarılı ve tercih edilen bir öğretmendim. Başımıza bu olaylar gelince herkes bizden uzaklaştı. En yakınlarımız bile telefon etmedi, ‘geçmiş olsun’ için bile gelmediler.

Özellikle ilk zamanlar çevremden tamamen tecrit edildim. İş müracaatı yaptığım yerlerden biri ‘Sigorta yapmam, 1.800 lira aylık veririm. Sizi çalıştırmakla zaten kendimi riske atıyorum’ demesi çok ağırdı. 11 yıllık deneyimli öğretmen olmama rağmen basit işlerde bile iş bulamaz oldum. Sigortalı işe zaten başlayamazdım, çünkü kayıtlarda tüm KHK’lılar gibi ‘sakıncalı’ kişi damgasını yemiştim.

Çalışma imkanı bulsam bile haklarımın verilmesi mümkün değildi. Bu benim için tam bir tramvaydı. Psikolojik tedavi gördüm, bir dönem ilaç kullandım. Bir yandan eşim cezaevinde, bir yandan geçinme derdi var, bir yandan çocuğum var. Her işte çalışamıyorum, kadınım, evimi kapattım anne-babamla yaşamaya başladım. Şu kadar eğitim almışım, deneyimli öğretmenim ama anne – babadan sürekli para desteği görmek çok zor ve ağır.

Yaşadıklarınızı çocuğunuz biliyor mu? O neler yaşadı, yaşıyor?

Çocuğuma babası sorulduğunda hep tedirgin. Çocuğuma babasının cezaevinde neden kaldığını anlatmakta zorlanıyorum. Ona bizi yanlış anladılar, bir süre kendimizi anlatmamız gerekiyor gibi şeyler söylüyorum. Bir psikolog yardımıyla çocuğuma bunları anlattım hep. Sürekli kendimizin masumiyetini anlatmak zorunda kalmak çok ağır.

Ailelerinizden yeterli desteği gördünüz sanırım.

Bu zor süreçte ailem, eşimin ailesi sahip çıktı. Ama öyleleri var ki, çocukları ile birlikte yalnız kaldılar. Çok ağır bir süreç. Şimdiye kadar 100 civarında KHK’lı intihar etti. Daha iki hafta önce Emine Üzel intihar etti. Yine Ordu Ünye’de bir polis memuru intihar etti. 15 yaşındaki bir çocuk yine Ünye’de, babasının cezaevinde olduğunu açıklayamadığı için intihar etti.

Platform süreci ne zaman ve nasıl başladı?

3 yıl kadar çok sessiz kaldık. 2018 yılında bazı kişilerin rehberliğinde KHK platformları kuruldu. Yavaş yavaş ‘biz varız, buradayız’ demeye, sorunlarımızı anlatmaya başladık. Sosyal medya aracılığı ile tanıştık, örgütlendik. Her ilde platformlar kurduk. Siyasi partilere sorunlarımızı aktarıyoruz.

Hak aramaktan korkan bir kültür var ülkemizde. Bu yavaş yavaş kırılmaya başladı. Ancak daha çok güce ve sese ihtiyacımız var. Bizim hiç alışık olmadığımız bir süreçti. Ama bunu öğreniyoruz. Eski bariyer ve kodlarımızdan kurtulmaya çalışıyoruz.

Ordu’daki platformunuzun durumu nasıl? Sizin buradaki pozisyonunuz nedir?

Ordu Platformu’nun kurulmasına ben vesile oldum. Şu anda sosyal medyada 2 binden fazla paydaşımız var. Bazı arkadaşlarımız çok aktif. Aslında herkes platformda bir şeyler yaptığımızı biliyor. Ama herkes benim başıma tekrar bir şey gelir diye çok korkuyor. Tedirginlik çok fazla.

Biz şeffaf bir şekilde hak arayışı mücadelesi veriyoruz. Ama dediğim gibi çok yoğun baskı altında olduğumuz için faaliyetlerimizde sınırlı kalıyor. Ama arka planda bizi takip edenler çok olduğunu düşünüyorum. Aleviler, Kürtler, solcular da aynı mağduriyeti yaşadıkları için KHK Platformu içinde çok renkli arkadaşlarımız var.

Daha önce aynı sofrada oturmayacağımı düşündüğüm kişilerle kader arkadaşlığı yapıyoruz. Bu aynı zamanda çok öğretici oluyor, hayata tutunduğumuz kodları da sorgulamamızı sağlıyor. Birbirimizi daha yakından tanıma fırsatımız oldu. KHK mağduriyetinin böyle olumlu bir gelişmeye de vesile olduğunu söylemek mümkün.

Ordu’daki KHK’lıların sayısı hakkında bilginiz var mı?

Biz siyasi partilerden kaç kişi olduğumuza ilişkin bilgi istedik. Ama net bir sayıya ulaşamadık. Bizim tahminimiz kamudan 1.500’e yakın arkadaşımız ihraç edildi.

Siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların ve toplumun size yaklaşımı nasıl?

Başlarda herkes bizden uzaktı. İhraç olduğumu bile söyleyemiyordum. Yıllar geçtikçe, meselenin özü anlaşıldıkça, muhalif olan her kesim bu çuvalın içine konulmaya başlandıkça bizi anlamaya başladılar. 5 yıl önceki tutumla bugün arasında ciddi fark var. AK Parti ve MHP dışındaki bütün siyasi oluşumlar bizi anlamaya başladılar. Halkın bir bölümü havuz medyasından beslendiği için biz anlattıkça, görünür oldukça bize haksızlık yapıldığını kabul etmeye başladılar.

Peki temel ihtiyaçlarınızı nasıl karşılıyorsunuz?

Sosyal yardım alamıyoruz, çünkü vebalı gibi yasaklıyız. Ben tek başıma ev geçindiremeyeceğim için ailemle kalıyorum. Ben 2 yıldır oğluma sıfır kıyafet alamadım. Bizim alışık olduğumuz bir durum değildi. Biz sürekli çevremize destek olurken, destek alanlara dönüştük.

Kıt kanaat geçinmenin yollarını öğrendim. Bu konuda ailemden dolayı ben şanslıyım. Ancak herkes bu kadar şanslı olamadı. Ekonomik sıkıntılardan dolayı intihar eden insanlar oldu. Velev ki bizim arkadaşlarımızdan birinin durumu iyi ve bana yardım etmek istedi. Yardım ettiği için bile ‘yeniden yapılanma’ adı altında operasyona maruz kalabiliyor.

Pasaportlarımıza el kondu, yurt dışına gidemiyoruz; çalışma iznimiz de yok. Yani ülke içinde yok sayılan bir kesime dönüştük. KHK ile görevden alınanların % 97’si lisans mezunu. Çok zor dönemden geçiyoruz. Mesela hakkımda ne düşünür kaygısıyla ben kimseyle arkadaşlık kuramıyorum. Bu tedirginliği hep yaşıyorum.

‘Kandırıldım Allah beni affetsin’ diyenler devletin en tepesindeyken ben; kandırıldım Allah affetsin bile desem en az iki yıl cezaevinde yatmam gerekiyor. Ve işe iade de yok. Trajikomik bir olay yaşıyoruz. Tam da bunun için bilinçli bir halk kitlesine ihtiyacımız var ülke olarak. İktidara bunun hesabını soracak bir halka…”

OHAL Komisyonu kuruldu. Şimdiye kadar neler yaptı, hangi sonuçları doğurdu?

OHAL Komisyonu’nun kurulma nedeni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmenin önünü kesmek, ertelemek içindi. Halen sonuçlanmamış dosyalar var. 16 bine yakın arkadaşımız işe iade edildi, yaklaşık 105 bin arkadaşımız ret kararı aldı. Ret kararı alan arkadaşlarımız içinde mahkemece beraat edenler de var. Bunlar işlerine iade edilmedi. İltisak denilen bir kelime türettiler ve bunu meşrulaştırdılar.

Bu süreçten özellikle çocuklar nasıl etkilendi?

En derin kısmı da bu sanırım. KHK’lıların yüzde 97’si lisans mezunu. Haliyle çocuklarının eğitimiyle ilgilenen, aile düzeni olan insanlar. Çocuklar birden işsiz anne babalara, daha da kötüsü babasızlığa ya da anne babasızlığa mahkum kaldı. Şu anda birçok çocuğumuz psikolojik destekle ayakta. İntihar edenler, teşebbüsünde bulunanlar oldu. Genel olarak ülkeden gitmeyi hayal ediyorlar. İktidarla birlikte sesini çıkarmayan muhalefete de kızgınlar.

Kadın hakları savunucuları konu KHK’lılar olunca sus pus oluyorlar. Bunu anlamak da mümkün değil. Daha geçen gün bir dershane müdürü KHK’lıların çocuklarını ücretsiz dershanesine kabul ettiği için kaymakam tarafından sorgulanmış. Velev ki biz suçluyuz (ki asla değiliz) çocuklara yapılan bu zulmün hiçbir açıklaması yok.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Halkın bizi görmesini istiyoruz. Biz bu toprakların çocuğuyuz. Bu ülkede büyüdük, eğitim aldık. Yanlış bir şey yaptıysak adil mahkemelerde yargılanalım. Hukuk işlesin. Adalet herkese lazım. Bakın 6 yılda 1 milyon 900 bin kişiye terör soruşturması açıldı. Dünyanın en kalabalık terör örgütüymüşüz. Bu kadar kalabalık teröristin olduğu yerde o insanlar rahat yaşayabilir miydi? Bunun mantıkla açıklanabilecek bir tarafı var mı? Şapkalarını önlerine alıp bir düşünsünler. Algıyla yönetilmesinler.

Biz birinci derecede akrabalarımızla birlikte yaklaşık 8 milyon insanız. Bizi görmezden gelmesinler. İktidar elindeki gücü ile dilediğini yapıyor. Ama biz bütün ezilmişler, horlanmışlar, yok sayılmışlar, ötekileştirilmişler amalarımıza, fakatlarımıza rağmen bir araya gelebilirsek, hak arama mücadelemizde başarıya kavuşacağız.

Ve sen KHK’lı arkadaşım; artık korkularını bir yere bırak. Bizim kaybedecek bir canımız kaldı. Mücadele etmezsek haklarımızı, özgürlüğümüzü geri alamayacağız. KHK platformlarıyla görünür, şeffaf bir mücadele gerçekleştiriyoruz. Her yerde söylüyoruz, KHK’lar gidecek biz işimize ve özgürlüğümüze kavuşacağız.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.