Ana Sayfa Ekonomi Dolar’da küçük çaplı devalüasyon yaşandı

Dolar’da küçük çaplı devalüasyon yaşandı

160
0

Amerikan Doları ve Euro, Türk Lirası karşısında tarihi zirve noktasını gördü. Dört günlük Kurban Bayramı tatilinden sonra döviz piyasasında oluşan hareketlilik sonucu gün içinde Dolar/TL kuru 7,30’a, Euro/TL kuru ise 8,66 seviyesine çıktı.

Borsa İstanbul’un kapanmasına kısa süre kala, bankalar arası piyasada Dolar/TL kuru 7,26’dan Euro/TL kuru ise 8,62’den işlem görüyordu. Bu arada serbest piyasada her iki yabancı paranın da yaklaşık 20 kuruş yukarıdan alınıp satılması dikkat çekiyor.

Bayram sonrası haftaya Dolar/TL kuru 6,89’dan, Euro/Dolar kuru ise 8,17’den başlamıştı. Türk Lirası’nın her iki para cinsi karşısındaki kaybı yüzde 5 civarında.

Merkez Bankası’ndan da piyasada yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, “uygulanan mali ve parasal politikaların küresel salgın hastalığın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin sınırlandırılmasında ve üretken kapasitenin korunmasında başarılı olduğu; son dönemde açıklanan verileri iktisadi toparlanmanın güç kazandığına işaret ettiği” belirtildi.

Bu bağlamda Ağustos başı itibarıyla iktisadi faaliyetteki normalleşme süreciyle birlikte, hedefli ilave likidite imkanları kademeli olarak azaltılacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Piyasalardaki fiyat gelişmelerinin yakından izlendiğinin belirtildiği açıklamada, “Merkez Bankası, fiyat istikrarı ve finansal istikrar temel amaçları çerçevesinde, elindeki bütün araçları piyasalardaki aşırı oynaklığın azaltılması doğrultusunda kullanacaktır” denildi.

Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Veysel Ulusoy, Türk Lirası’nda küçük çaplı bir devalüasyon yaşandığı görüşünde.

Profesör Ulusoy, ‘‘Bu durum kaçınılmaz olarak ortadaydı. Ekonomi yönetimi üç aydır doları baskılıyordu. Ekonomide şöyle bir şey var, bir şeyin fiyatını baskılarsanız o şey mutlak surette patlar. Tıpkı 2001 krizinde uygulanan çıpa yöntemine benzer bir politika uygulandı. O da yapay bir yöntemdi bugünkü de öyle.

Yalnız doları baskılamadık ki faizi baskıladık, enflasyonu baskıladık. Bunun patlayacağını bakkaldan çiftçiyle Türkiye’de neredeyse herkes fark ediyordu. Zaten bu nedenle insanlar döviz pozisyonu aldılar. Bir ülkede eğer halkın elindeki döviz mevduatı mevcut rezervlerini geçmişse orada bir gariplik vardır. Ben de yaklaşık 15 gün önce bir programda devalüasyona gitmekte olduğumuzu söylemiştim keşke yanılsaydım’’ dedi.

Dövizde yaşanan hasarın azalması için ekonomi yönetiminin bir konuşma yaparak piyasaları hızla sakinleştirmesi gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi, sonbaharda pandeminin de artmasıyla ekonomik dengelerin daha olumsuz etkilenebileceği mesajını verdi.

Prof. Ulusoy, ‘‘Maliye Bakanı ya da Merkez Bankası mutlaka en hızlı biçimde piyasaya seslenmeli. Bu konuşma piyasada yüzde 20 yüzde 30 bir sakinlik yaratır. Belki 20 Ağustos’ta yapılacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı erkene çekilmeli. Ama durumun ciddi olduğuna dair bir algılamanın olduğu mesajı verilmeli. Ben ilk kez Dolar’a ödenen faizin TL’den yüksek olduğunu görüyorum ki bu durum kısa vadeli dış borçların ödenmesinde güçlük yaşanabileceğini bize gösteriyor.

Merkez Bankası yılbaşından bu yana 94 milyar TL’yi karşılıksız olarak bastı. Karşılıksız par her zaman o paranın değerini yabancı paralar karşısında düşürür. Bir ürün bollaşırsa değerinin düştüğü malum. Bir diğer olumsuzluk sonbaharda soğukların başlamasıyla pandemide ikinci dalganın başlayacağı yönünde tahminler. Bu da ekonomiyi olumsuz etkileyecek. İki ay sonra Kısa Çalışma Ödeneği son bulursa işsizliğin yüzde 20’leri geçip yüzde 30’lara ulaştığını görebiliriz. Türkiye’yi çok zor bir dönem bekliyor’’ dedi.

Ekonomist Cüneyt Akman da tıpkı Profesör Veysel Ulusoy gibi swap anlaşmalarının Türkiye’nin yaşadığı sorunlara tedavi olmayacağı kanısında.

Dövizdeki son iki günde yaşanan tarihi zirvelerle ile ilgili çeşitli söylentiler olduğunu ancak bunları dile getirmenin spekülasyona gireceğini belirten Cüneyt Akman, bu yaşananların temel nedeninin kötü ekonomi yönetimi olduğunu söyledi.

Dr. Akman, ‘‘Teyit edilsin edilmesin söylentiler döviz kurunu harekete geçirdi. Ben de Türk Lirası’nın aşırı değersiz hale geldiğini söylüyorum. Bence de Dolar/TL kuru 6 Tl civarında olmalı. Ama ekonomi yönetimi süreci o kadar kötü götürüyor ki TL kaçınılmaz olarak değer kaybediyor. Son birkaç ay içinde Dolar’ı baskılamak için neredeyse 100 milyar Dolar satıldı. Adeta Türkiye’den çıkmak isteyen herkese Dolar satıldı.

Şu kadarını söyleyeyim iki sene önce yabancıların elinde 120 milyar Amerikan Doları tutarında hazine bonosu ve hisse senedi vardı. Şu anda 6 milyar dolar kaldı. Üstelik bunları kamu bankaları üzerinden yaptıkları için Merkez Bankası’nın itibarını yerle yeksan ettiler. Bu akıl almaz bir şey. Zannediyorlar ki finansal türev araçlarını kullanarak riskleri saklayabiliriz. Bunun böyle olmadığını Türkiye’deki yerlilerin elindeki döviz miktarlarının anlayabilirsiniz. Türkiye’deki en büyük problemlerden biri, Dolar’a yerli talebi. Yerli şirketler de döviz alarak borçlarını azaltıyor. Bir de karşılıksız kredi genişlemesine gidince normal olarak dövizi patlatıyorsun ’’ dedi.

Türkiye’nin faizi düşürme politikasının da yanlış olduğunu savunan Cüneyt Akman, bankaya koyduğu TL eriyen tasarruf sahibinin altın ve dövize yöneldiğinin altını çizdi. Akman yine de ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olmak istiyor; ‘‘Ekonomi yönetimi zihni sinir projelerinden vazgeçer siyasi ya da ekonomik olarak iki iyi politika uygulasa iki iyi adım atsa aşırı değersizleşmiş TL’nin bu seviyelerden geri döneceğini düşünüyorum.’’

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.