Ana Sayfa Haberler Kayıplar Haftası; Türkiye’de kayıplarla ilgili iddialar ve hükümete yapılan çağrılar

Kayıplar Haftası; Türkiye’de kayıplarla ilgili iddialar ve hükümete yapılan çağrılar

103
0

Dünyada 21-27 Mayıs arasında Uluslararası Kayıplar Haftası çerçevesinde çeşitli anma etkinlikleri düzenleniyor. Türkiye’de ise İnsan Hakları Derneği (İHD) 1995 yılından beri her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasındaki dönemi “Kayıplar Haftası” olarak anıyor.

İHD öncülüğünde 25 yıldır çeşitli anma etkinlikleri yapılıyor. İstanbul, Diyarbakır, Batman gibi şehirlerde kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları Cumartesi günleri bir araya gelerek kayıpların akıbetini soruyor ve faillerden hesap sorulmasını istiyorlar.

Kayıp ailelerinin buluşması İstanbul’da 790’ncı, Diyarbakır’da 588’nci haftasına ulaştı.

2016’da darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL) ile bu eylemlerin dışarıda yapılması yasaklandı ve aileler kapalı mekanlarda eyleme devam etti. Diyarbakır’da bu eylemlerin açık alanda yapılması hâla yasak.

Covid-19 salgını kayıp ailelerinin oturma eylemleri de etkiledi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” sloganıyla süren bu eylemler her hafta sosyal medya üzerinden paylaşılan kayıp hikayeleri ile devam ediyor.

Çiftçiler günü: Mevsimlik işçilerin uzun göçü başladı

Koronavirüs ve mimari: Açık ofis dönemi bitti mi?

İHD: Türkiye, BM Kayıplar Sözleşmesi’ni imzalayıp uygulamalı

İHD Kayıplar Komisyonu’nun hazırladığı raporlarda, 1990’lardan günümüze, gözaltına alındıktan sonra kaybolan insan sayısının 940’tan fazla olduğu, tespit edilen 253 toplu mezarda ise 4 binden fazla kişinin gömülü olduğu iddia edildi.

Dernek, Kayıplar Haftası ile ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Kayıplar Sözleşmesi’ni imzalaması ve uygulaması çağrısı da yaptı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Kayıplar Haftası ile ilgili ve Türkiye’nin insanların gözaltında kaybolmalarını “insanlık suçu” sayması gerektiğini vurguladı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) de yaptığı açıklamayla kaybolup uzun süredir kendilerinden haber alınamayan Yusuf Bilge Tunç, Mehmet Bal, Gülistan Doku ve Hürmüz Diril’in durumlarını gündeme getirdi.

Kayıp dört kişiyle ilgili bilinenleri derledik:

Yusuf Bilge Tunç

Sanayi Bakanlığı çalışanı olan ve KHK ile ihraç edilen Yusuf Bilge Tunç, 6 Ağustos 2019’dan beri kayıp.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Tunç’un durumunu soru önergeleriyle TBMM gündemine taşıdı.

Gergerlioğlu’na göre, Yusuf Bilge Tunç’un arabası Ankara GIMAT’ta (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ankara Toptancılar Derneği) bulundu, Tunç’un ailesi polis çağırdı, polisin “Arabayı bırakmış, kaçmıştır. Burada kameraları izleyin, gelir!” diyerek olayı soruşturmadı.

Tunç’un 280 gün önce kaçırıldığını söyleyen Gergerlioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda olayın arkasında “resmi kişilerin olduğunu” öne sürdü.

Silivri Cezaevi’nde hapis yatan oğlunu ziyaret etmek üzere 24 Ocak’ta Batman’dan İstanbul’a gelen 65 yaşındaki Mehmet Bal’dan haber alınamıyor.

Bal’ın en son görüldüğü yer, Eminönü-Kadıköy vapuru.

Avukat Ahmet Baran Çelik, Bal’ın vapura bindiğine dair kamera görüntülerine ulaşıldığını, ama vapurdan inişi gösteren bölgedeki kamera kayıtlarının dosyaya konulmadığını belirtti.

Ahmet Baran Çelik, “Eğer o yöndeki kameralar incelenmiş olsa, Mehmet Bal’ın gittiği yön tespit edilir, bu sayede sıradaki kameralar ile gidiş yeri de belirlenebilir” dedi.

Çelik, Bal ailesinin savcılığa kayıp-kaçırma şüphesi ile başvurduğunu ancak başvuru dosyasının kanıt olmadığı gerekçesiyle savcılık tarafından kapatıldığını söyledi.

Tunceli Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak’ta Tunceli merkezindeki baraj gölüne atladığı iddia edildi.

Ailesi ise Gülistan’ın kaybolmasından erkek arkadaşı Zaynal Abarakov ve ailesini sorumlu tutuyor. Zaynal’ın ailesi ise bu iddiaları reddediyor.

Ocak ayından itibaren baraj gölünde yapılan su altı arama çalışmaları ise bugüne kadar sonuç vermedi.

Gülistan Doku’nun ailesi baraj kapaklarının açılıp suyun azaltılarak çalışmaların sürdürülmesini istiyor.

Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili hangi iddialar ortaya atılıyor, taraflar bu iddialara ne diyor?

İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril’in annesi Şimoni Diril ve babası Hürmüz Diril, 11 Ocak tarhinde Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya Köyü’nde kayboldular. Kayıp Keldani çifti arama çalışmaları ise mevsim koşulları nedeniyle aksamıştı.

Şimoni Diril’in cesedi, 70 gün sonra, köye iki kilometre uzaklıktaki bir nehir yatağında çocukları tarafından bulundu, ama eşi Hürmüz Dirill’den herhangi bir haber alınabilmiş değil.

Remzi Diril, koronavirüs nedeniyle annesinin otopsi raporunun hala açıklanmadığını belirtti.

“Babamın kemiklerini bulsak bile çok mutlu olacağız” diyen Diril, gelinen aşamayla ilgili şunları söyledi:

“Annemi öldürüp nehire atanların babamı sağ bırakacaklarına inanmıyorum. İkisinin birlikte öldürüldüğünü düşünüyoruz. Daha sonraki süreçte köyde annem ve babamın ayakkabı, elbise, telefon gibi kişisel eşyalarına ulaştık. Annemin bulunduğu yerde babamın aranmasını da istedik ama nehir debisi yüksek diye yetkililer askerleri böyle bir riske atmak istemiyor. Su altı aramaları için AFAD, Jandarma gibi profesyonel ekipler var, onların gelip incelemesini istiyoruz ama taleplerimiz şu ana kadar cevapsız kaldı.”

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.