Ana Sayfa Haberler Koronavirüs salgını, Türkiye’de gıda ve tarım sektörü için risk barındırıyor mu?

Koronavirüs salgını, Türkiye’de gıda ve tarım sektörü için risk barındırıyor mu?

72
0

Koronavirüs salgını yüzünden en çok kaygı duyulan konulardan biri tarımsal üretimde ve gıda tedarik zincirinde yaşanması muhtemel sıkıntılar.

Birleşik Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu yılın verimli geçeceğinin düşünülmesine rağmen koronavirüse karşı alınan önlemler yüzünden kimi ülkelerde gıda sıkıntısının yaşanabileceği uyarısında bulundu.

FAO’ya göre hükümetlerin kimi tarım ürünlerine ihracat yasakları getirmesi, gümrük uygulamalarının sıkılaştırılması ve tarım işçilerinin lojistiğinde yaşanması muhtemel sorunlar, birkaç hafta içinde dünyanın kimi yerlerinde gıda temininde sıkıntıların yaşanmasına yol açabilir.

Türkiye’de de uzmanlar salgın patlak verdiğinden beri tarım sektörüne yönelik alınması gereken önlemler ve ortaya çıkabilecek sorunlar hakkında uyarılarda bulunuyor.

BBC Türkçe’den Özge Özdemir’in haberine göre sektör temsilcileri, stok tarafında bir sıkıntı yaşanmadığını dile getirse de kimi ürünler için üretim ve hasat zamanının gelmesi, bu krizin tarım sektörünü nasıl etkileyeceğine dair soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor.

Türkiye’de uzmanların koronavirüs krizinin tarım sektörü ve gıda tedarik zinciri tarafında yaratabileceği sorunlara dair görüşlerini derledik.

“Sebze ve meyve toplanmasında sıkıntı olmamalı”

FAO’nun şef ekonomisti Maximo Torero, Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, “Gıda tedarik zincirinde ya da lojistiğinde bir sorun yaşanmaması için çok dikkatli olmalıyız; yoksa yakın zamanda taze sebze ve meyve tarafında sorun yaşayabiliriz. Sebze ve meyveler büyük işgücü, emek gerektiren ürünler, eğer insanlar hareket edemediği için istihdamda tehlike meydana gelirse o zaman sorunlar ortaya çıkar” diyor.

Şu an çoğu ülkede gıda temininde bir sıkıntı yaşanmasa da önümüzdeki birkaç hafta içinde sorunların ortaya çıkması halinde çoğu meyve ve sebzenin toplanacağı önümüzdeki iki ay içinde kritik durumların oluşabileceği ve gıda israfının ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

FAO, 29 Mart’ta yayımladığı raporunda, Covid-19 salgınının gıda tedarik zincirinde sorun yaratmaması için özellikle küçük çaptaki çiftçilere üretime devam etmeleri için mali destek verilmesi ve e-ticaret kanallarına erişimlerini sağlanması gerektiğini belirtti.

Acil durumlarda ise hükümetlerin küçük üreticilerden ürünlerini satın alması önerildi.

Tarım sektörüne verilen finansal destek yeterli mi?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de vatandaşların gıda arz güvenliği konusunda endişelerinin olmaması gerektiğini söylüyor.

Pakdemirli, Mart ayının ortasında yaptığı açıklamada Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunduğunu ifade etti:

“Tarım ve Orman Bakanlığı olarak dünyada Covid-19 vakalarının görülmeye başlandığı tarihten itibaren olası senaryolar üzerinde çalışarak gerekli tedbirleri haftalar öncesinden almaya başladık. Temel gıda ürünlerinin üretim, stok ve tedarik zincirinde şu an için bir sıkıntı bulunmamaktadır. Önümüzdeki dönemde de herhangi bir olumsuz durum beklenmemektedir.”

Pakdemirli, daha sonra yaptığı açıklamalarında da, bu süreçte tarım sektörüne destek olmak için düşük faizli kredi desteği verileceğini, çiftçilerin kullandığı kredilerin bir kısmının sübvanse edileceğini ve hazineye ait tarım arazilerini kiralayan çiftçilerin bazı kira ödemelerinin erteleneceğini duyurdu.

Ancak uzmanlar, tarım sektörü için koronavirüs krizi kapsamında ayrıca destek ve teşvik paketinin açıklanmamış olmasını eleştiriyor.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, hükümetin koronavirüs krizine karşı açıkladığı 100 milyar TL büyüklüğündeki Ekonomik İstikrar Kalkanı adındaki pakette tarım sektörü için önlemlerin yer almamasını eleştirdi.

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım da Dünya Gazetesi için kaleme aldığı makalelerinde koronavirüs önlemleri kapsamında tarıma verilen veya verilmesi planlanan hiçbir yeni desteğin olmadığını özellikle vurguladı.

İşçilerin taşınması ve barınması

“Bu dönem sebze başta olmak üzere birçok ürün için ekim zamanı. Market raflarında, pazarda, manavda aldığımız ürünlerde kıtlık olmaması için çiftçinin tarlasına gitmesi gerekiyor. Yani tarımsal üretim olmazsa bu kez gıda kıtlığı başlar” diyen tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’a göre gerekli önlemlerin alınarak çiftçinin üretim yapması sağlanmalı.

Yıldırım’ın yazılarına göre çiftçi ve üretici cephesinde girdi maliyetleri, tarımsal ürünlerin ihracatı, fidelerin üretim yerlerine götürülmesi, mevsimlik işçi bulunması, işçilerin hijyeni için gerekli malzemelerin temin edilmesi, mevsimlik işçilerin ulaşımı, işçilerin barınması ve sağlığı konularında soru işaretleri var.

Özellikle mevsimlik işçilerin sosyal mesafe kurallarına uygun olarak taşınması ve barınma yerlerinin ayarlanması konusunda organizasyonun nasıl sağlanacağına dair üretici cephesinde şikayetler var.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Mart ayının sonunda yaptığı açıklamada salgın nedeniyle tarım işçilerinin hijyen ve koruyucu malzemelere erişiminde aksaklık yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını belirtti.

Mevsimlik tarım işçilerinin faaliyetlerine devam edecek şekilde nakilleri ve barınma koşullarının düzenleneceği aktarıldı.

İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nden gönderilen yazıda ise konuyla ilgili şu önlemlerin alınacağı belirtildi:

Valilerin başkanlığında kurulan komisyonlarca tarımsal üretim için şehirler arası seyahat etmesi gereken işçiler belirlenecek, hem çıktıkları şehirde hem de vardıkları şehirde sağlık kontrollerinden geçirilecekler.

Mevsimlik tarım işçilerinin konaklayacakları tesis/konteynır/çadırlarda yatak aralarının en az 1,5 metre olacak şekilde yerleştirilmesi, sosyal alanlarda kişiler arası sosyal izolasyon mesafesinin (en az 1,5 metre) korunması, kapalı alanın sıklıkla havalandırılması, havalandırılamıyor ise mesafelerin artırılması (en az 3 metre) kurallarına uyulacak.

Mevsimlik tarım işçilerinin konakladıkları alanlar yerel yönetimlerce düzenli olarak dezenfekte edilecek.

65 yaş üstü çiftçi sayısı yüksek

Tarım sektöründe çok sayıda 65 yaş üstü çiftçinin olması da en çok kaygı yaratan etmenlerden.

Kimi yerlerde Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgesi olan 65 yaş üstü çiftçilere sadece tarlalarına gitmeleri için izin verildiği belirtilirken kimi yerlerde jandarmanın 65 yaş üstü çiftçinin toprağını ekmesine izin verilmediği aktarıldı.

Edremit Ziraat Odası Başkanı Ali Yılmaz Diker, İHA’ya yaptığı açıklamada 65 yaş üstü üyelerinin ikamet ettikleri mahalle muhtarlıklarından alacakları belgeyle üretime devam edebileceklerini söyledi.

Ne yapılmalı?

Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, tarım sektöründe bu dönemde işgücü sağlanması açısından sorun olabileceğini düşünüyor.

Ulusoy, zaten son dönemde devamlı azalan tarım işçiliğinin Suriye’den gelen işgücü ile kapatılmaya çalışıldığını ancak bunun bir çözüm olmadığını söylüyor:

“Tarımda temel sorumuz köyleri ve köylülüğü sistematik bir şekilde yok etmemizdir. Ortalama çiftçi yaşının 55’leri geçtiği ve azalan bir tarım nüfusu ile sorunun yeni nesilleri yetiştirmekten geçtiğinin farkına varmamız gerekecek.”

Ulusoy’a göre gıda tedarik zincirinde bir sıkıntı yaşanmaması için alınması gereken önlemler şöyle:

  • Devlet, çiftçiye şimdiden gelecek ürün döneminde verilecek fiyatın dünya fiyatlarının üstünde gerçekleşeceğini garanti etmeli.
  • Devlet üretim ve tüketimde çiftçi ile tarlaya girmeli.
  • Akaryakıt fiyatlarının düşüşünün getirdiği avantaj ürün maliyetlerine yansıtılmalı.
  • Diğer girdiler (elektrik, gübre, vb.) yerine göre bedava sağlanmalı.
  • Çiftçinin tarlaya olan aşkının yükseltilmesi gereken her şey açıkça yerine getirmeli. Tarlada sosyal mesafeyi koruyacak olanak olduğu için devlet çiftçi ile üretim ortaklığına hemen başlamalı.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.